Felsefi Danışmanlık

Başlarken

Ülkemizde Psikoterapi ve Yaşam Koçluğu tanınmış ve yaygınlaşmış danışmanlık alanlarıdır. Bireylerin karşılaştıkları kaygı-sıkıntı ve sorunlarla başa çıkmalarında alternatif ve çok yeni bir danışmanlık türü olarak ilgi gören Felsefi Danışmanlık ise Yüksek Lisans ve Doktora Programları ile akademik düzeyde başlamış olup, uygulamada yaygınlaşmaktadır.

Sitede yer alan yazı içeriğinde Felsefi Danışmanlık Bölümünde Felsefi Danışmanlık Nedir? Felsefi Danışman ne yapar? Neden Felsefi Danışmanlık? Felsefe, günümüz insanına yaşamında ve sorunlarını çözmede yardımcı olabilir mi? Soruları için açıklamalar yapılmıştır.

Ayrıca, yeni bir alan olması nedeniyle daha aydınlatıcı olması açısından öncelikle danışmanlığa temel olan bilgiler ayrı bölümler halinde "Felsefenin Doğuşu", "Felsefe Nedir?", "Felsefi Danışmanlığın Öncülleri", "Felsefi Danışmanlığın Doğuşu", Felsefi Danışman Görüşleri başlıkları altında kısaca bilgiler verilmiş, Psikolojik Danışmanlık- Psikoterapi arasındaki farklar açıklanmıştır.

Felsefenin Doğuşu

İlkçağlarda evrenin kaynağı, insanoğlunun ortaya çıkışı ve doğa olayları o tarihlerdeki inanç dünyasını yansıtan, insan suretinde kişi olarak tasarlanan tanrılar, "mitoslar"la açıklanmaktaydı. Felsefenin doğuşu, insan suretindeki imgeler olarak tasarlanan tanrılara dayalı inancın, "mitosçu düşüncenin" ilk kez Eski Yunanistan düşünürleri tarafından eleştirilmesi, imgeler ve tasarımların yerine akla dayanan düşüncelerin, kavramların ve açıklamaların ortaya konulmasıyla başlamıştır.

Felsefe Nedir?

Her türlü insani sorun üzerinde bir düşünce eylemi olarak, insanın kendisini, dünyayı anlama ve anlamlandırma çabasıdır. İnsanın kendi düşünsel ürünleri üzerinde (bilim, sanat, kültür vs) sistematik bir sorma, sorgulama ve eleştirme yöntemi, kavramların açıklanması, aydınlatılmasını hedefleyen ve gerçekliğe ulaşmayı amaçlayan akla dayalı, zihinsel bir etkinlik ve araştırma alanıdır.

Bu araştırma ve çalışmada insanın merakı kendini ve evreni bilmeye, şüphesi bildiğini doğrulamaya yöneltir. Bunu sistematik düşünce ile yapar. Bilmenin yöntemlerini araştırır. Tüm bilimlere yöntem sağlayan felsefe, düşünsel bilgi ve fikir üreterek bilimlerin gelişmesine yol açar.

Felsefe araştırır, soruşturur, eleştirir ulaştığı düşünsel bilgiyi bilime bırakır. Sonra bilimlerin kendi yöntemiyle ürettiği sonuçların felsefesini yapar. Örneğin felsefe bilgi olarak zihnin varlığına ulaşır. Bu bilgiyi bilime devreder, bilimin ürettiği sonuçların felsefesini (zihin felsefesi) yapar.

Felsefi Danışmanlığın Öncüleri

Felsefi Danışmanlığın öncülleri olarak kabul edilen Eskiçağ felsefe okulları ve filozofların düşünceleri felsefenin "yaşam için /yaşamın içinde "olduğunun ifadeleridir.

Helenistik ve Roma felsefe okulları felsefeyi insanı daha iyi yapan süreç olarak görmüşler ve kendilerini "insan yaşamının doktorları" olarak tanımlamışlardır. Onlara göre felsefe yaşama sanatıdır; bireylerin görme ve var olma tarzlarında, dünya görüşlerinde ve kişiliklerinde sağaltıcı etkilere sahiptir. Filozoflar insanlara hem düşünmelerinde ve hem de yaşamlarında onları yönlendirecek bir yöntem öğretmeyi hedeflemişlerdir.

Stoacılara göre; kozmostaki bütün olaylar bir uyum içinde gelişir. İnsan için uygun ve doğru olan davranış biçimi doğadaki bu uyuma ayak uyarmak ve bu uyumun bir parçası olmaktır. Mutluluk "doğaya uygun yaşamdır. Stoacılara göre düşünce yoluyla yaşamın zorluklarına kendimizi hazırlamamız gerekir; çünkü insan yaşamda sıkıntıların da olabileceği düşüncesini aklından çıkarmazsa, acılara daha rahat katlanabilir. Epikür, felsefeyi başlı başına bir hayat tarzı olarak görür. Başkalarından veya koşullardan şikâyet etmek ona göre insana hiçbir şey kazandırmaz. Ruhumuzun derinliklerinde yolculuk yapmak zaaflarımızı öğrenmek, kendimizle ilgili bilgimizi ruhumuz için rehber edinmek gerekir. Seneca, şanssızlık gibi gördüğümüz olayların büyük bir bölümünün aslında bizim pek düşünmeden bunları önceden "şansızlık" olarak etiketlememizden kaynaklandığını ileri sürer. Bir olayı şanssızlık olarak görmemize neden olan dünya görüşünün gücü azaltılırsa düşünce ile kaderin oyunlarının bize verdiği acılar azaltılmış olur. Marcus Aurelius, İnsan ömrünün süresi bir noktadan ibarettir ve yaşamın özü bir akış, algıları kasvetli, vücudun bileşimi bozulabilir, ruh hızlı bir koşuşturma, kader gizemli ve şöhret anlamsızdır. Öyleyse, insana ne kılavuzluk edebilir? Yalnızca tek bir şey; "felsefe" sözüyle insana anlam arayışında sorunlarını çözmede felsefenin rehberlik edebileceğini söyler. Epiktetos'a göre insanın "insan olmak" için kendisiyle hesaplaşmasının yolu, kendi içine girmesi, kendiyle konuşması kendisini incelemesi ve kendini tanımasından geçer. Platon, diyaloglarında, insanın ruhsal, zihinsel ve bedensel olarak daha iyi olma yolunda neler yapılması gerektiği detaylı olarak yer alır.

Aristoteles'e göre; İnsana özgü olan onu insan kılan ve ereğini oluşturan öz "akıl"dır. İnsanın işi sadece yaşamak değil, kendine özgü bir yaşam, yani akılla bağlantılı bir eylem yaşamıdır. Akılla, iyi ve güzel bir biçimde yapılan eylemlerden yani, ruhun erdeme uygun etkinliğinden gelen bir yaşam sürmektir. Ahlaklı ve erdemli yaşamanın amacı mutluluktur. Mutlu yaşamak, aklını kullanabilen, aklıyla hareket eden kişinin ulaşabileceği bir durumdur. Aşırılıklardan kaçmak, ılımlı davranmak ve orta yolu benimsemek, ahlaklı ve mutlu yaşamın dayandığı temel ilkelerden biridir. İnsan, kendine özgü bir canlı olmanın ötesine geçerek" insan" olmak zorundadır. Felsefi Danışmanlarca ilk rol model olarak kabul edilen Sokrates'in kullandığı sistematik sorgulama yöntemi, yanıtlama ve tanımlama çalışmaları diyalog ile insan zihnini aydınlatma ve ruhunu iyileştirme yöntemidir 'Sorgulanmayan hayat değersizdir'' diyen Sokrates, Atina'nın sokaklarında, meydanlarda insanlara hitap ederek, felsefeyi gerçek hayatın içinde yapmış, kuşku duyma, araştırma ve eleştirme yoluyla; iyilik, kötülük, erdem, adalet gibi kavramların tam bilgisine ulaşmayı, bunların kesin tanımlarını ortaya koymayı amaçlamıştı.

Sokrates'e göre bu bilgiler insan ruhunda gizli olarak bulunuyordu, Bu bilgilerin uyanmasına, ortaya çıkmalarına "diyalog yöntemi" yardım edebilirdi. Bunun için de bir kimseyle karşılıklı konuşmaya, hiçbir şey bilmediğini söyleyerek başlar, karşısındaki kişileri inandıkları konularda şüpheye düşürerek dikkatlerini kendilerine çevirmelerini ve bu yolla düşüncelerini sorgulayıp yeni bir bakış açısı kazanmalarını sağlardı. Toplumda herkes tarafından kabul gören kavramların tanımlarını sorarak, bu tanımlardaki eksik ya da yanlış tarafları karşısındaki kişinin bulmasını amaçlayan Sokrates'e göre aramak ve öğrenmek hatırlamaktan başka bir şey değildir ve bir insanın hayattaki en önemli faaliyeti ruhuna gereken özeni göstermesidir. Sokrates bilgili olma ilkesini yedi bilgelerin "kendini bil, ölçülü ol "düsturuna dayandırır, "Bu yazı ne demektir, verdiği öğüt nedir?" diye sorar.

Bunu anlatmak için de "görme" den daha uygun örnek bulamıyorum der, "kendini gör" ile ifade edilen bu öğütten ne anlaşılacağını ve çıkarılacağını sorgular. Göz kendini göreceği bir şeye bakmalıdır diye devam eder. Mitosların gerçekliğini veya doğanın yapısını ve işleyişinin kendisine bir şey öğretmeyeceğini düşünen Sokrates her şeyden önce kendine yönelir. Böylece felsefe de ilk kez doğadan "insan'a" yönelmiş olur.

Sokrates "bilge olmanın", "kendini bilme" olduğunu söyler. Kişinin başarılı olabilmesini yani, daha iyi biri haline gelebilmesinin kendisini bilmesine bağlı olduğunu, oldukça zor olmasına rağmen hem kendisinde hem de diğer bütün insanlarda bunu gerçekleştirme imkânı olduğunu söyler.

Felsefi Danışmanlığın Doğuşu

Felsefi danışmanlık; zaman içinde tümüyle akademik bir disiplin haline gelen; bir yaşam biçimi oluşu ve aynı zamanda sağaltıcı (terapötik) yönü unutulan felsefi geleneğin yeni bir versiyonu olarak, felsefeyi günlük yaşamla yeniden buluşturmayı hedefleyen, Eskiçağ felsefe okullarını Felsefi Danışmanlık uygulamalarının ilk öncüleri olarak gören. Bir akım olarak 1981 yılında Almanya da başlamıştır.

Bu akımın amacı insanlara hem düşüncelerinde hem de yaşamlarında rehberlik edecek, kaygı-sıkıntı ve sorunlarına çözüm üretecek yöntem önermektir.

Felsefi Danışmanlık, halen Almanya, Fransa, Hollanda, İngiltere ve Amerika, Avusturya, İsviçre, Norveç, İtalya, Kanada, İsrail ve Güney Afrika da felsefe klinikleriyle etkinliklerini sürdürmektedir.

Felsefi Danışmanlık Nedir? 

Felsefi Danışman Görüşleri

Felsefi danışmanlık açısından Felsefe kuramlar üreten akademik felsefeden ibaret değildir, felsefi düşünce ve yaşam birbirinden ayrılamaz. Felsefenin gündelik hayatla bağının kurulması eski Yunan geleneğinde görüldüğü gibi kişiler arası diyaloglarla kazanılabilir. Günümüzde bu diyaloglar felsefi danışmanlarca gerçekleştirilir. Bu bölümde, Felsefi Danışmanlıkta ileri sürülen bu savlar; Felsefi Danışmanlığın ne olduğu, kuramsal çerçeve ve uygulamaları hakkında -İlker ALTUNBAŞAK'ın Doktora Tezinde (Felsefi Danışmanlık Ve Nermi Uygur'un Felsefi Söylemi 2015) bahsi geçen felsefi danışmanlardan Lahav, Mehuron ve Blass'ın görüşlerine yer verilmiştir. Felsefi Danışman Lahav kişisel kaygı ve sıkıntılar için uygulanacak danışmanlık konusunda günümüz felsefi yaklaşımlarının ortak bir ön kabulü olduğunu ileri sürer ve şöyle formüle eder: Kişiye ait çeşitli davranışlar, tutumlar, duygular, seçimler, umutlar, planlar, yaşamdan ve başkalarından beklentiler gibi günlük yaşamın birçok yönü kişinin kendisi, dünyayı ve yaşamı ifadesi olarak yorumlanır.

Bütün bunlar, kaygı/sıkıntı ve sorunları da içermek üzere kişinin dünya görüşünü oluşturur. Başka bir deyişle kişisel felsefelerinin dışa vurumudur ve kişinin günlük yaşamı kendi felsefi görüşlerini dile getirmektedir. Dolayısıyla danışanla "felsefe yapma"nın konusudur.

Felsefi Danışman danışmanlık sürecinde, danışanın yaşam biçiminde ifadesini bulan dünya görüşünde, çeşitli anlamları ortaya çıkarmasına ve onun kaygı ve sıkıntılarının kaynağı olabilecek sorunlu alanları eleştirel biçimde gözden geçirmesine yardım eder.

Felsefi Danışman Mehuron Felsefi Danışmanlığı "Felsefe yaşamla diyalogdur". Felsefi danışmanlara göre insanlar yaşamları boyunca yaşam ve gerçeklikle ilgili temel felsefi sorularla yüzleşmek zorunda kalırlar ve kişisel sorunların birçoğu doğası bakımından felsefidir. Bu sorunlarla yüzleşmenin yolu "felsefe yapmaktır". Felsefi danışmanlıkta yapılan budur. Danışman ve danışan birlikte felsefe yaparlar ifadesiyle anlatır.

Felsefi Danışmanlık bağlamında felsefe yapmak bunu yapmaya istekli danışanların anlam ve düşünce dünyaları, yaşamlarını ilgilendiren değerler, kavramlar, inanışlar, davranışlar, tutumlar, kararlar, kısaca dünya görüşlerinde kendilerinin etkin olarak rol aldığı değişim sürecidir.

Danışmanlıkta danışana ait düşünce kalıpları, varsayımlar, ön yargılar, ilkeler eleştirel olarak sorgulanır Felsefenin en temel özelliği kavramsal tartışmalardır. Kavramsal tartışmalar danışanların felsefi anlamalarını, dünya görüşlerinde kendilerine gizli kalmış yönleri apaçık görmeleri ve buna bağlı olarak da sorunların kaynağına inip onlarla baş etmeyi öğrenmeleri amacıyla yapılır.

Kişiler, sorunları ile ilgili bakış açılarının yani, içinde bulundukları felsefi anlamanın ötesine nasıl geçebilirler? Başka bir söyleyişle danışan şu andaki varoluşundan, yeni bir varoluşa nasıl geçebilir? Felsefi Danışman Lahav'a bu soruların yanıtı "bilgelik arayışında" yatar. Felsefi kendini soruşturmanın en anlamlı amacı "bilgelik arayışıdır". Felsefi danışmanlığı anlamlı kılan da bilgelik arayışıdır. Bilgelik arayışı, tek bir gerçeklik anlayışıyla sınırlı olmayıp, sonsuz fikirler ağı ile gerçekleştirilen bir diyalogdur. Felsefi Danışman Blass bunu "aşma" kavramıyla adlandırır. Bilgelik veya aşma; danışanda alışılmış anlamanın apaçık kılınmasıyla, kişinin içinde bulunduğu andaki alışılmış anlamasını aşması, yaşamı belirleyen zengin düşünceler ağına açık olma anlamında bilgeliğe doğru kişisel bir yolculuk ile yeni bir varoluşa sahip olmasıdır. Danışmanın rolü danışanı sahip olduğu dünya görüşü ile karşı karşıya getirmek, eleştirel olarak dünya görüşünü sorgulamasında ona yardımcı olmak ve onun kişisel bakış açısının ötesine geçmesine ve yeni bir anlam dünyası kurmasına olanak sağlamaktır. Bu şekilde kişi içinde bulunduğu, kendisinin sınırlı bir ufukta hareket etmesine neden olan alışılmış anlamasından belli bir kişisel perspektife bağlı olmayan sınırsız anlamlar ağına geçer.

Felsefi danışmanlara göre insanların geliştirmeleri gereken anahtar; "felsefe pratiğidir ". Felsefi danışman da uzman biri olarak insanlara bu beceriyi geliştirmelerine, danışanın yaşam biçiminde ifadesini bulan çeşitli anlamları ortaya çıkarmasına ve onun kaygı ve sıkıntılarının kaynağı olabilecek sorunlu alanları eleştirel biçimde gözden geçirmesine yardımcı olur.

Danışmanlık sürecinde kişiler daha iyi bir kendini anlama geliştirdiklerinde içinde bulundukları durumu daha sağlıklı değerlendirebilir ve soruların üstesinden gelirler.

Felsefi Danışmanlık, Psikolojik Danışmanlık, Psikoterapi Farkı

Felsefenin ortaya çıkışıyla adeta "ne olduğunu" açıkladığı ve "işlevine" işaret ettiği söylenebilir (Bkz. Felsefenin Doğuşu, Felsefe nedir?) İnsanın düşünme sürecinin tarihi, bütün bilimlerin içinden çıktığı temel olarak felsefenin, öncelikle insanın kendini anlama uğraşı, daha iyi yaşama ve mutlu olma çabası olduğu görülmektedir.

Felsefi Danışmanlık uygulamaların ilk öncülleri olarak kabul edilen Eskiçağ Felsefe okulları ve filozofların düşünceleri, felsefenin yaşam için /yaşamın içinde olduğunun ifadeleridir. (Bkz. Felsefi Danışmanlığın Öncülleri)

Hadot eski çağdaki felsefi söylemi "ruhsal alıştırmalar "olarak adlandırır. Ruhsal alıştırmaları "istemli, kişisel, ve bireyin dönüşümüne yönelik bir pratik" olarak tanımlar ve "her zaman felsefenin birbirine zıt iki tasavvuru" olduğunu; biri "söylem kutbuna vurgu yaparken "diğerinin "hayat tercihi kutbuna "vurgu yaptığını belirtir.

Somut yaşamla ilgili felsefe yapma formu Eskiçağ ile sınırlı değildir. Descartes'in meditasyonları okuyucunun görme biçimini değiştirmeyi amaçlayan ruhsal alıştırmalardır. Kant'ın etiği bir yaşama ve eyleme pratiği ilkeleridir.

Nietzsche, Foucault, ve Dewey gibi filozoflar da felsefenin değerinin günlük yaşama uygulanmasında yattığını ileri sürerler. Schopenhauer ve Wittgenstein felsefenin yaşama dünyamızdaki yerini ön plana çıkaran filozoflardır.

Kişinin kendini daha iyi tanıması ve nasıl bir yaşam sürdürmeyi istediğini incelemesi felsefi bir yaklaşımdır. Felsefi Danışmanlık kişinin kendini inceleme ve sorgulamasına, doğru değerlendirmeler yapmasına yardımcı olur. Kendini tanımayan ne yapacağını bilemez, bulamaz, tutarlı olamaz. Kişinin kendi hakkındaki bilgisinin artması dünyaya bakışını ve sorunlara yaklaşımını değiştirir.

Günümüz felsefi yaklaşımlarının ortak görüşü; Kişilerin günlük yaşamı, felsefi görüşlerinin dışavurumudur. Kişilerin tutumları, davranışları, duyguları, umutları, hayatla ilgili planları, hayattan ve başkalarından beklentileri, kaygıları, sıkıntıları ve sorunları "hayat görüşlerini" oluşturur.

Felsefi danışmanlar, danışanın yaşam biçimiyle ifade ettiği hayat görüşünde sorunlu alanları eleştirel olarak incelemesine, değer, anlam ve ahlak gibi evrensel sorunları keşfetmelerine yardımcı olurlar.

Felsefenin temel özelliği kavramların tanımlanması ve açıklanmasıdır. Felsefi Danışmanlar danışanlar ile kavramsal tartışmalar yaparak hayat görüşlerini kendilerine apaçık kılmaya, kendileri için gerçekten sorun olanın ne olduğunun ortaya çıkmasını sağlamaya çalışırlar.

Felsefi Danışmanlık, danışanın hayat görüşüyle karşı karşıya gelmesi ve eleştirel sorgulamasıyla, alışılmış anlamalarını görmesine, kişinin kendi gerçeklik anlayışıyla sınırlı olmayıp, bakış açısının ötesine geçmesine, yaşamı belirleyen sonsuz düşünceler ağına açık olmasını sağlayacak kişisel yolculuğuna ışık tutar. Felsefi danışmanlar için bu yol bilgeliğe doğru giden yoldur.

Her iki danışmanlık da bireyin somut dışa vuran yaşamını, deneyimlerini, korkularını ve umutlarını ele alırlar ancak farklı düzlemlerde yaklaşırlar, nedenleri ve kaynağı bakımdan farklı sorun alanlarında iş görürler. Felsefi danışmanlığın alanı kavramsal çözümleme, doğru akıl yürütme ve mantıksal tutarlılık gibi akıl ile ilgili olanlardır. Psikolojik danışmanlık ve psikoterapinin alanı ise duygusal, davranışsal ve bilişsel süreç ve işleyişlerdir.

Psikolojik danışmanlık, kişinin şu an içinde bulunduğu durumla ilgilidir. Felsefi danışmanlık kişinin kendisini aşmasına (bilgeliğe) şu an ki yaşamının ötesine odaklanır.

Felsefi danışmanlıkta psikoterapide görülen terapist-hasta ilişkisi yoktur. Danışan özerktir. Asıl olan kişiyi kendi özel gerçekliği içinde anlamlandırmaktır. Kişiyi kendi bağlamında tanımaktır.

Felsefi Danışmanlıkta belirli bir kuram, yöntem ve hazır reçetelerle iş görülmez tanı koymaz ve terapi yöntemleri kullanmaz; onun yerine diyalog yoluyla danışanın kendi kendine felsefi yanıtlara ulaşabileceği bir düşünme sürecini başlatır. Danışman ve danışan eşit iki taraf olarak felsefe yaparlar.

Felsefi danışmanlık kişide geçmişten gelen psikolojik nedenleri araştırmaz. Kişinin kavram dünyalarını, (kavramlar, kişinin dünyasını eleştirel sorgulaması olarak görülebilir,) dünya görüşlerini yorumladıkları bunları kendileri için açık ve anlaşılır kılıp, kendilerini aşmalarına yöneliktir.